Müzik ve Sanatın İnsan Hayatına Etkisi

Müzik ve Sanatın İnsan Hayatına Etkisi

Müzik ve sanat hepimizin hayatının bir parçasıdır. Biz farkında olsak da olmasak da dünya üzerinde yaşayan herkes sanat ve müzik ile iç içedir. Sanat hayatımızı çok ciddi anlamda etkiler. Çoğu insan küçüklükten itibaren içinde bulunduğu kültür ve sanat dünyasından beslenir. Bizi biz yapan şey sanatımızdır. Sanat insana özgünlük kazandırır. Günlük işlerimizde hep bir başkasını taklit ederiz ama sanat yaparken sadece kendimiz oluruz. Bu aynı zamanda yaratıcılık becerilerimizi de körükler. Ne kadar özgün olursak, o kadar yaratıcı çalışmalar yaparız. Ne kadar yaratıcı çalışırsak, o kadar özgün oluruz.

Müzik bir sanat türüdür. Farklı sesler bir araya geldiğinde veya uygun bir şekilde harmanlandığında bize keyif veren müzik haline gelir. Müzisyenlerin çok iyi bildiği bir şey vardır. Notaları çaldığınızda müzik yapmış olmazsınız. Bir enstrümana yeni başlayan öğrenciler eserleri mekanik çalarlar. Notayı okurlar ama yaptıkları tam anlamıyla müzik değildir. Seslerin müzik olması için tabiri caizse ruh gereklidir. Eserleri ve ritimlerini bir hoca eşliğinde çalışmak ve anlamak gereklidir.

Müzik sözcüğü şiir tanrıçalarının sanatı (art of muses) anlamına gelen Yunanca “mousike” sözcüğünden türemiştir. Şiir tanrıçalarının sanatı Antik Yunan’da müzik, şiir ve dans gibi sanatları içerir. Bildiğimiz müzikte ise başlıca iki öğe vardır: Söz söyleyen kişi ve müzikal sesleri çıkaran enstrümanlar. Enstrümanlardan anlamlı sesler çıkararak müzik yapan kişi ise müzisyendir.

Müzik Yaratıcılığımızı Geliştirir

Elinize bir enstrümanı aldığınızda ne yapabileceğinizin sınırı yoktur. Müzik bu anlamda zihnimizi serbest kılar ve yaratıcılığımızı körükler. Öğrenciler, ustaların eserlerini öğrendikçe zaman içinde beyinlerinde bir bilgi hazinesi oluşur. Başlarda sadece taklit ederek müzik yapmaya çalışan öğrenciler bir süre sonra öğrendikleri bilgi parçalarını birleştirerek kendi eserlerini oluştururlar. Sanat özgürleştirir. Baş kaldırmaya teşvik eder. Sanatçının ruhu asidir.

Az önce sanatın hayatımızı çok fazla etkilediğini söyledik. Doğduğumuzdan beri belirli alışkanlıklar ve ritüeller çevresinde yaşıyoruz. Dini çevrelerde bu kendini ilahiler olarak gösteriyor. Milli duygular söz konusu olduğunda marşlar devreye giriyor. Örneğin, 6 yaşında okula başlayan bir çocuk, o yaştan itibaren sürekli İstiklal Marşı ile büyüyor. Sergilediğimiz heykeller, dinlediğimiz müzikler, kısacası etrafımızdaki tüm sanatsal unsurlar hayatımıza büyük ölçüde etkiliyor.

Gelelim işin biraz daha bilimsel yönüne. İnsanlar bir müzik eseri dinlediklerinde müzisyenin vermek istediği mesajı anlamak için sağ beyinlerini kullanırlar. Müziğin içinde sözlerin olmasına gerek yok. Sadece melodi bile beyni harekete geçirmeye yeterlidir. Müzik ruhumuza işlerken duygularımız ve düşüncelerimiz de harekete geçer. Artık beynimizin çok sayıda bölümü senkronize bir şekilde çalışıyor haldedir. Beyin bölgeleri arasındaki bu senkronizasyon da yaratıcılık süreçleri için çok elzem bir mekanizmadır.

Sanat Bizi Daha Keyifli Bir İnsan Yapar

Bir banka memuru ile bir heykeltıraşı kıyaslayalım. Sizce hangisi daha sıkıcı bir insandır. Genelleme yapmak yanlış olur ancak ortalamaya baktığımızda rutin işlerden ziyade sanatsal işler daha fazla keyif verir. Keyifli işler belki fazla kazandırmaz ama daha çok mutlu edeceği kesin. Beynimiz sürekli keyif veren şeylere odaklanmaya meyillidir. Resim çizmek, ebru sanatıyla uğraşmak sizi mutlu eder, stresinizi alır götürür. Öğrenme kabiliyetinizi de olumlu etkiler.

Beynin öğrenme mekanizması içindeki en önemli hormonlardan biri serotonindir. Evet yanlış okumadınız, mutluluk hormonu serotonin. Hangi bilgilerin kalıcı olarak kaydedileceği, hangilerinin silineceği nöronlara bağlanan serotonin hormonunun etiketlemesi sayesinde olur. Serotonin ise biz mutluyken salgılanır! Bu yüzden keyif aldığımız şeyleri daha kolay öğreniriz. Beyin bölgelerimiz sevdiğimiz işlerde daha etkili iletişim kurar. Sanatsal eylemlerde bulunan kişiler beyinlerini daha iyi eğitir. Sevmeyip, yapmaya mecbur kaldıkları işlerde de daha başarılı olurlar. Sanatla uğraşan insanların beyinleri kendinden eğitilmiştir. Onların daha güçlü ve kendi içinde iyi organize olmuş zihinleri vardır.

Sanat ve Müzik Duygularımıza Hitap Eder

Üzgün olduğunuzda ne yaparsınız diye sorsak eminim bu yazıyı okuyanların en az yarısı müzik dinlerim veya çalarım der. Yalnız değilsiniz. Ünlü teorik fizikçi Albert Einstein de öyle yapıyordu. Tarih boyunca birçok bilim insanı ve düşünür sanatı hayatlarının bir parçası haline getirmiştir. Hayat her zaman toz pembe değildir. Bazen üzücü deneyimler yaşarız. Bu gibi durumlarda en büyük kurtarıcımız sanattır. Bir resim çizmek veya bir parça müzik çalmak bizi tüm dertlerden uzaklara götürebilir. Sanatsal faaliyetler saniyeler içinde ruh halimizi değiştirebilir.

Kulağınızdan giren sesler, gözlerinize gelen ışık, dokunduğunuz nesnelerden algıladıklarınız hepsi beynin ortasında yer alan talamus adlı merkeze gider. Talamus burada dağıtım istasyonu gibi görev alarak her sinyali işleyerek ilgili bölgelere gönderir. Bunlardan biri de limbik sistemdir. Yani duygularımızın oluştuğu sistem. Beyinde çok fazla bölgeden oluşan limbik sistem, dışarıdan gelen sinyalleri içerideki bilgilerle birleştirir ve duyguları oluşturur. Dinlediğiniz müzik size annenizi hatırlatabilir. Dans ederken kendinizi ritme bıraktığınızda bir anda aklınıza sevgiliniz gelebilir. Müzik size harika duygular yaşatır.

Kaynaklar
  1. http://www.socialjusticesolutions.org/2015/07/08/how-art-and-culture-affects-our-life
  2. https://targetstudy.com/articles/importance-of-music-in-human-life.html