Di Ay Vay Sanat Merkezi Ksilefon Kursu İstanbul

 

Ksilefon, Türkiye’de neredeyse her evde oyuncağı bulunan müzik enstrümanı. Çocukluğumuzdan aşina olduğumuz çubuklu, tahtalı, renkli üzerinde küçük şovlar yapabildiğimiz bir platform. Oyuncağı bir yana ksilefon enstrümanının çalımı büyük bir maharet gerektiriyor. Öyle ki tek başına sergilediğiniz performanslar da muazzam sesler çıkararak sadece bu enstrüman kullanımı ile dinleyicileri mest etmek mümkün. Peki bu maharet gerektiren enstrümanı çalmak için neler gerekli ve akabinde biz size neler sunuyoruz onları öğrenelim.

 

1.Ksilefon çalmakta zorlanır mıyım ?

Bu enstrüman ilk bakışta kolay bir yapıya sahip gibi görünse de aslında çalımı oldukça maharet gerektiren bir enstrümandır. Demir çubukları elinize aldığınız anda oluşturacağınız ahenk sizin içinizdekileri yansıtmanızı sağlayacak zevkli bir sanat aktivitesine dönüşecektir. Biz DiAyVay Sanat Merkezi olarak bu sanat’ı icra etmenizde size yardımcı olacağız, usta eğitmenlerden alacağınız eğitimler ile bu enstrümanı tam anlamıyla çalabilir hale gelmeniz içten bile değil.

 

2.Ksilefon çalmak herkes için mümkün müdür ?

Bu Enstrümanı çalmak usta bir eğitmenden alacağınız eğitimle pek keza herkes için mümkündür. Aksamayan ve başarı garantili eğitimler sayesinde sizler de bu enstrümanı çalmakta uzman olabilirsiniz. Zira müzik dünyasında çalınan enstürmanlar da yeteneğin yanı sıra iyi bir eğitim fazlasıyla önemlidir.

Kurs fiyatları ne kadar ?

Bu enstrüman için çok fazla alternatif zaten bulunmamakla birlikte, bu eğitimi hem kaliteli hem de ekonomik olarak alabilmeniz açısından DiAyVay Sanat Merkezi sizin için çok doğru bir seçim olacaktır. Kurs Fiyatlarını bizimle iletişim kurarak öğrenmeniz mümkündür.

Kurs’a kayıt olmam için ne yapmam gerek ?

Websitemizden, sosyal medya hesaplarımızdan veya doğrudan bizi arayarak hemen ders almaya başlayabilirsiniz.

DiAyVay Sanat Merkezine nasıl ulaşırım ?

Telefon ve Whatsapp: 0 553 775 45 10/ Bize her gün 09:00 23:00 saatleri arasında ulaşabilirsiniz. Size dönüş yapmamız için mesaj atabilirsiniz.

Mail: info@diayvaysanat.com – diayvaysanat@gmail.com

Bir kahvemizi, çayımızı içmeye de bekleriz. Şişhane metrosunun üst sokağında kumbaracı yokuşundayız.

 

 

 

 

 

 

Gitar Hakkında Yararlı Bilgiler

Notalar ve Harfler

Gitar çalmaya başlayan kişinin nota oalrak göreceği bazı harfler vardır. Gitar temel alındığında akorlar harfler ile ifade edilir. La notası temel bir ses olarak kabul edilir. Bu yüzden orkestralar, müzikal öncesinde akorlarını La notasına göre yapar. La notasını tanımlayan harf “A” harfidir. Akorlar A harfi ile başlayıp bu şekilde sıralanır.

La: A

Si: B

Do: C

Re: D

Mi:  E

Fa: F

Sol: G

Klasik Gitar için Tutuş ve Oturuş Şekli

Klasik gitarı oturarak çalmak en doğrusudur. Oturmak için kolsuz bir sandalye yahut bir tabure seçilmelidir. Dik oturarak çalmaya özen gösterilmelidir zira gitarı öne eğilerek çalmak yanlış bir durumdur. Mümkünse sol bacak altına bir destek ile yükseltilmelidir bunun dışında sağ bacak, sol bacağa göre daha serbest bir pozisyonda durabilir.

Gitarın tutuluşu her müzisyene göre değişiklik gösterebilir lakin tutuş pozisyonunda başlıca uygulanan temel ögeler mevcuttur. Bunun yanında oldukça fazla yanlış tutuş pozisyonu da mevcuttur. Doğru tutuş ve oturuş pozisyonuna kendinizi alıştırmanız ve gitarı bu şekilde çalmanız tavsiye edilir aksi takdirde ilerleyen zamanlarda yanlış çalım pozisyonunuz estetik ve teknik açıdan size sorunlar doğurabilir.

Klavyeyi görmek amacıyla gitarı kendinize doğru eğimli şekilde tutmak yanlış bir pozisyondur. Bu durum bileğinizi çok daha fazla bükmenizi sağlayacağından akorları basmada sorun yaşamanız muhtemel olacaktır ve gitar çalmak sizin için acı verici bir aktiviteye dönüşebilir. Sol elinizi klavyeye yerleştirirken dikkat etmeniz gereken bir kaç durum olacaktır, örneğin baş parmak karşıdan bakıldığında görülmeyecek ve dik bir şekilde klavyenin arkasına yerleştirilmelidir. Avuç içiniz klavyeye değmemelidir, işaret parmağı dışında ki yüzük, orta ve serçe parmaklarınız klavyeye 90 derecelik açı ile basılmalıdır.

Gitar Çalmayı Nasıl Öğrenirim ? 

Gitar çalmayı öğrenmek istiyorsanız, size bu konuda yardımcı olabiliriz. Konusunda uzmanlaşmış kişilerle Diayvay Sanat Merkezi sizlere sanat, müzik ve bir çok yönde öğrenim imkanı sunuyor. Gitar dışında bir çok telli, vurmalı, üflemeli ve yaylı enstrümanda mevcut olan kurslarımıza katılabilirsiniz. Aklınızda hala soru işareti bulunuyorsa her enstrüman için ücretsiz deneme dersimize katılın. Gitar çalmayı gerçekten öğrenmek istiyorsanız daha fazla beklemeden hemen bize ulaşın ;

Telefon ve Whatsapp: 0 553 775 45 10/ Bize her gün 09:00 23:00 saatleri arasında ulaşabilirsiniz. Size dönüş yapmamız için mesaj atabilirsiniz.

Mail: info@diayvaysanat.com – diayvaysanat@gmail.com

Bir kahvemizi, çayımızı içmeye de bekleriz. Şişhane metrosunun üst sokağında kumbaracı yokuşundayız.

 

Mutluluk Verici Müzikler Dinlemek Yaratıcılığı Geliştirebilir

Mutluluk Verici Müzikler Dinlemek Yaratıcılığı Geliştirebilir

Enerjik, bizi neşelendiren müzikler dinlemeyi hepimiz severiz. Bilimsel araştırmalar da şimdi müzik zevkimizi destekleyen kanıtlar sunuyor. Geçtiğimiz ay yayınlanan sonuçlara göre mutluluk verici müzikler dinlemek daha yenilikçi çözümler üretmemize yardımcı olabilir. Avustralya ve Hollanda’nın ortaklaşa yürüttüğü proje tüm müzikseverleri mutlu edecek cinsten.

Hepimizin yaratıcılığa ihtiyacı vardır. Karşılaştığımız sorunları çözmede bazen yeni fikirlere gereksinim duyarız. Beynimizi geliştirmenin en önemli yollarından biri müzik aleti çalmaktır. Bu konu zaten yıllardır bilinen ve defalarca kanıtlanmıştır. Şimdi bilim insanları müziği dinlemenin bile bize ilham kaynağı olabileceğini söylüyor.

Yaratıcılığı Tetikleyen Nedir?

Yaratıcılık hızla değişen dünyaya ayak uydurmada bize çok yardımcı olur. Yaratıcılığı neyin tetiklediği sorusu onlarca yıldır sinirbilim uzmanlarının kafasını kurcalamıştır. Beyni ve yaratıcılığı geliştiren çok sayıda etken keşfedildi ancak müziğin etkisi pek bilinmiyordu. Bunun için son yıllarda hummalı bir çalışma başlattılar. 155 katılımcı üzerinde yapılan deneylerde herkes farklı bir müzik türü dinledi. Sakin, mutlu, hüzünlü, kaygılı müzikler dinleyenlerin yanında bazı katılımcılar sessizlik içinde beklediler.

Müzik çalmaya başladıktan bir süre sonra deneye katılan kişiler değişik türden zeka soruları çözmeye başladılar. Hem genelden özele, hem de özelden genele yaratıcılıklarını sınayan bu sorular karşısında en yüksek skorları mutluluk verici müzik dinleyen kişiler aldı. Mutlu müzikleri dinleyen kişiler hem hüzünlü şarkıları dinleyenlerden hem de sessizlik içinde bekleyenlerden daha yaratıcı ve işe yarar çözümler üretmeyi başardı.

Mutluluk Verici Müzikler

Araştırmacılar klasik müziği örnek göstererek bizi neşelendirecek müzik dinlemenin uyarılma düzeyimizi artıracağını ve sessiz kalmaya kıyasla yaratıcılığımızı daha fazla geliştireceğimizi belirtiyor. Aslında Mozart Etkisi’nin arkasında yatan mekanizma da bu olabilir. Onda da Mozart besteleri kişinin uyarılma ve dikkat seviyelerini yükselterek kişinin zeka testlerinde daha yüksek puanlar almasını sağlıyordu. Burada da hemen hemen aynı mekanizma işliyor.

Bu araştırmaya göre beynin zeka ve yaratıcılık seviyeleri müzik ile geçici de olsa artırılabiliyor. Tabii ki mekanizmanın nörobiyolojik kökenleri daha ayrıntılı şekilde araştırılmalı ve daha fazla katılımcı üzerinde denenerek kesinlik kazanmalıdır.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://www.sciencedaily.com/releases/2017/09/170907142704.htm

Müzik ve Sanatın İnsan Hayatına Etkisi

Müzik ve Sanatın İnsan Hayatına Etkisi

Müzik ve sanat hepimizin hayatının bir parçasıdır. Biz farkında olsak da olmasak da dünya üzerinde yaşayan herkes sanat ve müzik ile iç içedir. Sanat hayatımızı çok ciddi anlamda etkiler. Çoğu insan küçüklükten itibaren içinde bulunduğu kültür ve sanat dünyasından beslenir. Bizi biz yapan şey sanatımızdır. Sanat insana özgünlük kazandırır. Günlük işlerimizde hep bir başkasını taklit ederiz ama sanat yaparken sadece kendimiz oluruz. Bu aynı zamanda yaratıcılık becerilerimizi de körükler. Ne kadar özgün olursak, o kadar yaratıcı çalışmalar yaparız. Ne kadar yaratıcı çalışırsak, o kadar özgün oluruz.

Müzik bir sanat türüdür. Farklı sesler bir araya geldiğinde veya uygun bir şekilde harmanlandığında bize keyif veren müzik haline gelir. Müzisyenlerin çok iyi bildiği bir şey vardır. Notaları çaldığınızda müzik yapmış olmazsınız. Bir enstrümana yeni başlayan öğrenciler eserleri mekanik çalarlar. Notayı okurlar ama yaptıkları tam anlamıyla müzik değildir. Seslerin müzik olması için tabiri caizse ruh gereklidir. Eserleri ve ritimlerini bir hoca eşliğinde çalışmak ve anlamak gereklidir.

Müzik sözcüğü şiir tanrıçalarının sanatı (art of muses) anlamına gelen Yunanca “mousike” sözcüğünden türemiştir. Şiir tanrıçalarının sanatı Antik Yunan’da müzik, şiir ve dans gibi sanatları içerir. Bildiğimiz müzikte ise başlıca iki öğe vardır: Söz söyleyen kişi ve müzikal sesleri çıkaran enstrümanlar. Enstrümanlardan anlamlı sesler çıkararak müzik yapan kişi ise müzisyendir.

Müzik Yaratıcılığımızı Geliştirir

Elinize bir enstrümanı aldığınızda ne yapabileceğinizin sınırı yoktur. Müzik bu anlamda zihnimizi serbest kılar ve yaratıcılığımızı körükler. Öğrenciler, ustaların eserlerini öğrendikçe zaman içinde beyinlerinde bir bilgi hazinesi oluşur. Başlarda sadece taklit ederek müzik yapmaya çalışan öğrenciler bir süre sonra öğrendikleri bilgi parçalarını birleştirerek kendi eserlerini oluştururlar. Sanat özgürleştirir. Baş kaldırmaya teşvik eder. Sanatçının ruhu asidir.

Az önce sanatın hayatımızı çok fazla etkilediğini söyledik. Doğduğumuzdan beri belirli alışkanlıklar ve ritüeller çevresinde yaşıyoruz. Dini çevrelerde bu kendini ilahiler olarak gösteriyor. Milli duygular söz konusu olduğunda marşlar devreye giriyor. Örneğin, 6 yaşında okula başlayan bir çocuk, o yaştan itibaren sürekli İstiklal Marşı ile büyüyor. Sergilediğimiz heykeller, dinlediğimiz müzikler, kısacası etrafımızdaki tüm sanatsal unsurlar hayatımıza büyük ölçüde etkiliyor.

Gelelim işin biraz daha bilimsel yönüne. İnsanlar bir müzik eseri dinlediklerinde müzisyenin vermek istediği mesajı anlamak için sağ beyinlerini kullanırlar. Müziğin içinde sözlerin olmasına gerek yok. Sadece melodi bile beyni harekete geçirmeye yeterlidir. Müzik ruhumuza işlerken duygularımız ve düşüncelerimiz de harekete geçer. Artık beynimizin çok sayıda bölümü senkronize bir şekilde çalışıyor haldedir. Beyin bölgeleri arasındaki bu senkronizasyon da yaratıcılık süreçleri için çok elzem bir mekanizmadır.

Sanat Bizi Daha Keyifli Bir İnsan Yapar

Bir banka memuru ile bir heykeltıraşı kıyaslayalım. Sizce hangisi daha sıkıcı bir insandır. Genelleme yapmak yanlış olur ancak ortalamaya baktığımızda rutin işlerden ziyade sanatsal işler daha fazla keyif verir. Keyifli işler belki fazla kazandırmaz ama daha çok mutlu edeceği kesin. Beynimiz sürekli keyif veren şeylere odaklanmaya meyillidir. Resim çizmek, ebru sanatıyla uğraşmak sizi mutlu eder, stresinizi alır götürür. Öğrenme kabiliyetinizi de olumlu etkiler.

Beynin öğrenme mekanizması içindeki en önemli hormonlardan biri serotonindir. Evet yanlış okumadınız, mutluluk hormonu serotonin. Hangi bilgilerin kalıcı olarak kaydedileceği, hangilerinin silineceği nöronlara bağlanan serotonin hormonunun etiketlemesi sayesinde olur. Serotonin ise biz mutluyken salgılanır! Bu yüzden keyif aldığımız şeyleri daha kolay öğreniriz. Beyin bölgelerimiz sevdiğimiz işlerde daha etkili iletişim kurar. Sanatsal eylemlerde bulunan kişiler beyinlerini daha iyi eğitir. Sevmeyip, yapmaya mecbur kaldıkları işlerde de daha başarılı olurlar. Sanatla uğraşan insanların beyinleri kendinden eğitilmiştir. Onların daha güçlü ve kendi içinde iyi organize olmuş zihinleri vardır.

Sanat ve Müzik Duygularımıza Hitap Eder

Üzgün olduğunuzda ne yaparsınız diye sorsak eminim bu yazıyı okuyanların en az yarısı müzik dinlerim veya çalarım der. Yalnız değilsiniz. Ünlü teorik fizikçi Albert Einstein de öyle yapıyordu. Tarih boyunca birçok bilim insanı ve düşünür sanatı hayatlarının bir parçası haline getirmiştir. Hayat her zaman toz pembe değildir. Bazen üzücü deneyimler yaşarız. Bu gibi durumlarda en büyük kurtarıcımız sanattır. Bir resim çizmek veya bir parça müzik çalmak bizi tüm dertlerden uzaklara götürebilir. Sanatsal faaliyetler saniyeler içinde ruh halimizi değiştirebilir.

Kulağınızdan giren sesler, gözlerinize gelen ışık, dokunduğunuz nesnelerden algıladıklarınız hepsi beynin ortasında yer alan talamus adlı merkeze gider. Talamus burada dağıtım istasyonu gibi görev alarak her sinyali işleyerek ilgili bölgelere gönderir. Bunlardan biri de limbik sistemdir. Yani duygularımızın oluştuğu sistem. Beyinde çok fazla bölgeden oluşan limbik sistem, dışarıdan gelen sinyalleri içerideki bilgilerle birleştirir ve duyguları oluşturur. Dinlediğiniz müzik size annenizi hatırlatabilir. Dans ederken kendinizi ritme bıraktığınızda bir anda aklınıza sevgiliniz gelebilir. Müzik size harika duygular yaşatır.

Kaynaklar
  1. http://www.socialjusticesolutions.org/2015/07/08/how-art-and-culture-affects-our-life
  2. https://targetstudy.com/articles/importance-of-music-in-human-life.html

Müzik Eğitimi Matematik Becerilerini Geliştiriyor

Müzik Eğitimi Matematik Becerisini Geliştiriyor

Yıllardan beri klasik müzik dinlemenin zekayı artırıp artırmayacağı tartışılır. Bilim insanları buna Mozart etkisi diyor. Müzik dinlemek beyni ne kadar geliştiriyor bilinmez ama çalmak kesinlikle geliştiriyor! Özellikle matematiği kötü olanlara iyi bir haberimiz var. Bir müzik enstrümanı çalmak matematik becerilerinizi artırabilir.

Müzik, sanatsal bir eylemdir, matematik ise rasyonel, sayısal bir faaliyettir. Bu ikisini birbiriyle bağdaştıramamış olabilirsiniz. Ancak müzik aleti çalmak beyni öyle bir etkiliyor ki, matematik ile ilgilenen beyin bölgeleri de bundan nasibini alıyor. Aslında olay şöyle farkedildi. Bir süre müzik eğitimi alan ve hiç müzikle uğraşmayan çocukların karne notlarına baktılar. Müzik aleti çalan çocukların karneleri çok daha iyiydi. Özellikle matematikte gözle görülür bir başarı farkı vardı.

Müzik ve Matematik Arasındaki İlişki

Bilim insanları müzik ve matematik başarısı arasındaki ilişkinin gerçek mi yoksa bir tesadüf mü olduğunu araştırmaya koyuldular. Eğer gerçekse bu çok önemli bir eğitim yolunun kapısını aralayacaktı. Çocuğunuzun matematiğini geliştirmek için başlıca ne yaparsınız? Onu hemen bir özel derse gönderirsiniz. Tüm veliler çocuklarının başarısız olan derslerini yükseltmek için özel derse başvururlar. Oysa çözüm farklı bir yerde olabilir.

Müziğin içindeki ritim ve tını beyindeki özel bölgeler tarafından işlenir. Bunlar elektrik süpürgesinden çıkan ses ile keman sesini farklı algılamamızı sağlayan alanlardır. 6 aylık bir müzik eğitimi bile çocukların matematik notlarını yükseltmeye yetiyor. Kısa sürede etkili sonuç, fena değil mi? Çocuklar hem bir müzik aleti öğrensinler hem de okuldaki başarıları artsın. Özel okullarda çocukların okul dersleriyle beraber sanatsal ve sosyal faaliyetler içinde olmaları da az önce bahsettiğimiz prensibe dayanıyor. Okul derslerinin yanında sanatsal etkinlikler ile ilgilenen çocuklar hem hobilerinde hem de derslerinde daha başarılı oluyor.

Son olarak beyinde ne gibi değişikliklerin olduğundan bahsedelim. Bilim insanları müzik aleti çalan çocukların beyin yapılarını araştırdı ve şaşırtıcı sonuçlar keşfetti. Bu çocukların beyninin iki yarımküresi arasındaki bağlantı çok daha güçlüydü. Ayrıca beyinlerinin birçok bölgesinin de diğer çocuklardan daha büyük olduğu görüldü. Gerçekten de müzik, hem işlevsel hem de yapısal olarak beyni geliştiriyordu. Eğer okul başarısını önemsiyorsanız, müziği ve sanatı asla ihmal etmeyin.

Kaynak

http://serendip.brynmawr.edu/exchange/serendipupdate/correlation-between-music-and-math-neurobiology-perspective